Daha İstanbul'a geçmiş haftasonu gelmiş olduklarından, hem Yoel hem de başka bir arkadaşımın bana yolladığı bir dosyaya link ediyim dedim. Bunu yaparken'de alakalı iki tane daha kitapçıkdan bahsetmiş olayım.
İkincisini ise daha okumadım, ki daha yeni basıldı. Leeds'den Cherry Kino isimli sinemacı ve küratör kendi kitapçığını yayınlamış ve isteyene bedavaya yolluyor! Kitapçığı blogundan isteyebilirsiniz (burada.) Ben istedim bile.
Bahsetmek istediğim bu üç kitapçığın arasından en ünlüsü, zamanında Helen Hill'in derlediği Recipes for Disaster: A Handcrafted Film Cookbook (.pdf.) Helen Hill özellikle animasyon ile uğraşan ve dünya tatlısı animasyonlar yapan bir sinemacı idi; maalesef Katrina fırtanısı sonrası New Orleans'de evine giren bir hırsız tarafından öldürüldü. Artık Harvard Film Arşivi Helen Hill'in tüm filmlerinin arşivini ve dağıtımını üstlenmiş durumda. Ayrı yetten filmlerinin DVD'sini Peripheal Produce'dan (buradan) alabilirsiniz. Hill'in kitabı pek çok sinemacının yöntemleri, fikirleri ile dolu, her rafta bulunması gereken bir kitapçık.
Internette Helen Hill hakkında bir şeyler ararken, New Orleans daki bir sinemacı grubunun hazırladığı, hem Hill'in pek çok filmini hem de onunla söyleşiler barındıran bir saatlik bir derleme buldum. Altta ekliyorum. Özellikle 3:48'de başlayan Madame Winger Makes a Film isimli animasyonu herkese, ama herkese, şiddetle tavsiye ederim.
(Türkiye'de artık vimeo'nun yasaklandığını, pardon arkadaşlar, bir anlık unutmuşum (halen, "hayır Youtube embed etme, onu kimse göremez" diye çalışıyor aklım.) Umarım bu yukarıda eklediğim filmi bir şekilde izleyebilirsiniz.)
Tri-X ve Plus-X panchromatic filmler olduğundan zifiri karanlıkta yıkamak zorundasınız. Yani bu filmlerde kırmızı ışık kullanamazsınız. Özellikle fixer oldukça feci bir şey olduğu için bol havalandırmalı bir oda da yapın. Altta Kodak firmasının kimyalarını versem de, farklı firmalardan aynı kimyasallar da kullanabilinir.
D19'u ilk önce 3.8 litre su ile karıştırın. Bu sizin ana karışımınız olacak. Bunun üzerine sonra 11.4 litre daha su ekleyerek zayıflatın. Bunun için yeteri kadar büyük bir kabınız yoksa su ve karışımın oranı 3:1 olsun. Bazı insanlar 2:1 de yapıyor.
Fixer'ı ise yanlızca 3.8 litre su ile farklı bir kapta karıştırın. Not: Filme sonradan tone/tinting yöntemleri ile renk katmak istiyorsanız kullanacağınız Fixer'in içersinde hardener olmamalı.
Oldukça basit bir işlem ile başlayalım - film ve çamaşır suyu! Şimdi çamaşır suyu yerine (benim yandaki örnekdeki gibi) fotoğraf bleach'i de kullanabilirsiniz, ama çamaşır suyu da yeterli olacaktır. Çamaşır suyu film'in üzerindeki görüntüyü yavaş yavaş yok eder. Yandaki fotoğraf'da benim çektiğim, ve lensi fazla kapattığım bir film şeridi gözüküyor. Fotoğraf'ın alt kısımlarına baktığınızda oldukça karanlık bir kısım görebilirsiniz - çekip yıkadıktan sonra film esasen öyle çıktı. Fotoğraf'ın yukarıdaki kısımları ise çamaşır suyuna batırdığım kısımlar: karışım yavaş yavaş filmdeki siyahları yok etmeye başladı ve arkadaşın yüzü ve arkasındaki tahta duvar'da daha fazla ortaya çıkıyor. Bu işlem için:
Şimdi iki tane bidon'a ihtiyacınız var. a) Birinin içine bleach'i veya çamaşır suyunu su ile karıştırın. Yandaki fotoğrafı "yok ederken" fotoğraf bleach:su oranı 1:10'du. Bu çamaşır suyu için farklı olabilir, ama sonuçta tek yaptığımız şey bleach'in etkisini azaltmak. Unutmayın, bleach/çamaşır suyu feci bir şey - eldiven, önlük, gözlük, havalandırma! b) İkinci bidona ise su dolu olsun.
Filmi çamaşır suyu içine sokun. Karışımın içersinde bırakabilirsiniz, filmi azıcık ajite ederseniz şeridin üzerindeki ektisi daha hızlı olabilir.
Film üzerinde etkisini görür görmez karışımın içinden çıkartıp suya koyun ve ajite edin. Karışımın film üzerindeki etkisinin durması biraz zamana ihtiyacı var ve su içindeyken bile bu devam edecektir. Suyun içersinde 10 dk. bekletin, sonra kuruması için asın!
Filmi çamaşır suyuna sokarak 1-2 f-stop kazanabilirsiniz. Bir yan etkeni ise filmin odaklanması azıcık kayabilir. Şimdi bu yöntemi illa ki filmi "kurtarmak" için kullanmanız gerekmez. Mesela çamaşır suyunu bir damlatıcının içine sokup, film karesinin çeşitli yerlerini daha kontrollü bir şekilde yok edebilirsiniz. Filmi tamamıyla yok edip leader ya da çizim malzemesi olarak da kullanabilirsiniz. Meslela!
Daha renkli film ile denemedim, ama denediğim zaman onu da bu yazıya eklerim.
(Bu sayfayı yeni bilgilerle güncellenilebilinir. Ara sıra bir daha bakın! Son güncellenme tarihi: 22/9/10)
Olayın kimyasallarına girmeden, en başta gereken bazı malzemelerden bahsediyim. Şimdi, elle yıkamak için illa ki bu malzemelere gerek olmayabilir - Yoel'in bahsettiği gibi maddeleri Çamlıca (!) şişelerinin içine de koyabilirsiniz. Bu sadece benim kendi çalıştığım yöntem; siz kendinize göre, bulabildiklerinize göre de bunu değiştirebilirsiniz.
Burda kimyasal maddelerle uğraşıyoruz, yani maddeden maddeye göre oldukça zehirli, çevreye zararlı, feci feci şeyler. Ondan hiç bir şekilde ne kendi ne de etrafınızdakilerin güvenliğini riske atmamanızı tavsiye ederim. Altta eldiven, gömlek ve gözlükten bahsediyorum, ki bu yanlızca ve yanlızca benim öğrendiklerim kadarıyla ve benim bu riski almakdaki komforumla alakalı - bazı tandıklarım tüm vücutlarını kapsayacak, kimyasal kiyafet giyiyorlar (link'deki örnekler kadar abartılı değil, ama anlıyorsunuz durumu.) Zaman içersinde kimyalar ve içinden çıkan bulutlar sizi hasta etmese bile (ki edebilir), başka bir hastalığınızı olumsuz etkileyebilir, kimyaya göre vücuda temasda haftalar boyunca geçmeyen morluklar oluşturabilir, vs, vs. Bu riski almanız kendi sorumluluğunuz! Kullandığınız maddelerin içeriğine bakıp Arizona eyaletinin hazırladığı bu sayfaya bakıp neyin nasıl zararlar verebileceğini görebilirsiniz (ki bu sayfanın Türkçe tercümesini isterseniz size yazabilirim.) Gözünüzü çok da korkutmayım - sonuçta az az miktarlarda kullanıyor olacaksınız, ve dünyanın her yerinde fotoğraf yıkama dersleri de veriliyor, ki bunun ondan pek bir farkı yok. Ama nolur ne olmaz, güvenliğinizi, sağlığınızı riske atmayın. Bunu söylemiş olmakla, elle yıkamak için benim kullandığım malzemeler:
Bir çift kalınca lastik eldiven.
Göze teması tamamıyla önleyecek koruyucu gözlük.
Kollarınızı koruyacak bir gömlek. Bir önlük kullanmanızı da tavsiye ederim.
Kimyasalları karıştırmak - ve sadece onları karıştırmak için! - odun bir kaşık.
a) İyi havalandırması olan, tamamıyla karanlık olabilecek bir oda. Genellikle tuvaletler bu iş için en iyisi. Tamamıyla karanlık olabildiğinden emin olmak için, odanın kapısını ve ışıklarını kapatıp beş altı dakika odada bekleyin. Gözleriniz karanlığa alıştığında odaya daha nerelerden ışığın sızıp sızmadığını anlayabilir, kapatabilirsiniz. Unutmayınki burası BANYONUZ. Her yıkamanızdan sonra ciddi bir şekilde temizleyin. b) Böyle bir odanız yoksa, tavsiyem fotoğraf yıkamak için kullanılan bir tank almanız. (Örnek). Burda önemli olan, tankın içindeki sıvıları ekleyip, çıkardığınızda içindeki filme ışığın temas etmemesi.
Her kimyasal madde için ayrı, üstü kapanabilinir plastik bir kap. Bazı maddeleri (D19 ve Dektol gibi) ilk önce su ile karıştırıp, sonra su ile daha da zayıflatacağımız için, bir iki tane ilave almakda fayda var. Üstü kapanabilinir olması da önemli - sonuçta bir kere karıştırdığınızda bu maddeleri son kullanım tarihine kadar bol bol kullanabilirsiniz (Son kullanım tarihi genellikle karıştırdıktan altı ay sonra oluyor, ondan sonra etkisi kayboluyor) ve bu kimyasallardan kedinizi / çocuğunuzu / sarhoş arkadaşlarınızı korumanız önemli. Bir fotoğraf tankı kullanıyorsanız sadece kimyasalları karıştırmak için kap almanız yeterli olacaktır. Bunları güvenli bir yerde saklayın.
Filmi kimyasallar arası yıkamak için su dolu bir bidon.
Filmin kuruması için bir iplik ve filmin düşmemesi için ip etrafında kıvırabileceğiniz ataşlar. Altına gazete serin.
Zamanlamalarınız için ışık vermeyen bir çalar saat kullanabilirsiniz. Ben şahsen her kimyasal maddenin içersinde ne kadar yıkayacaksam, o süreye uygun şarkılar bulup, bir playlist yapıp, ipod'umdan dinliyorum. Böylece bir şarkı bittiğinde diğer basamağa geçmem gerektiğini anlıyorum (tabii ipod'u cebimden çıkarmıyorum.)
(22/9/10) Bir kırmızı ışık alabilirsiniz, ama bilin ki çoğu film panchromatic olduğundan tamamıyla karanlıkta yıkamak zorundasınız. Kırmızı ışık yanlızca orthochromatic filmler için kullanabilirsiniz.
Filmi kartuşundan/makarasından çıkarıp termos'un içine koyabilmeniz ya da karanlık odaya götürebilmeniz için ışık geçirmez bir fotoğraf torbası. Bir kartuş ise onu fotoğraf torbası içinde kırmak için bir çekiç; çok sert de vurmayın, tek istediğiniz şey sonuçta kartuşun içinden filmi çıkarmak.
Ben şu an kullanmıyorum, ama bazı insanlar kimyasalları doğru ısılarda karıştırmak için su geçirmeyen bir termometre kullanıyor.
Filmin daha hızlı kurumasını istiyorsanız bir saç kurutma makinası.
Kuruduğunda filmi yerleştirebileceğiniz bir makara ve...
İzlemek için bir projektör!
Son olarak elle yıkamak için aklınızda tutmanız gereken bir iki not:
Uzun uzun çekip yıkamadan önce bir test yapmakda her zaman fayda var. Yani azıcık film çekip onu yıkayarak istediğiniz gibi çıkıp çıkmadığına karar verin. Hangi kimyanın nasıl davranacağı pek çok dış etken'e bağlı. Mesela soğuk bir developer'ın film üzerindeki etkisi beklediğinizden uzun sürebilir.
Bir Super 8mm kartuşundan hemen hemen 16 metre kadar film çıkıyor. Bu filmin hepsini anında yıkamak istemeyebilirsiniz - sonuçta fazla film yıkamaya kalkarsanız, filmin bazı kısımları birbirine yapışıp ya garip şeyler olabilir ya da hiç çıkmayabilir (ki bunu isteyebilirsiniz!). Ayrı yetten filminiz çizelebilirde ve bu da hoşunuza gidebilir. Mesela bir fotoğraf tankı kullanıyorsanız tankın içine iğne ve başka türlü metal eşyalar koyarak filmin daha da çizilmesini sağlayabilirsiniz. Filminizin az çok "zararsız" çıkmasını istiyor da olabilirsiniz tabii ki. Bir tank kullanıyorsanız bunun tek yolu az az film yıkamanız. Bir karanlık odada çalışıyorsanız'da bu şekilde çalışabilirsiniz, ama film şeridinin hepsini eldivenli ellerinizle kimyaların içine iyice batmasını sağlayıp ve bol bol "yoğurursanız" az çok zararsız çıkacaktır. Filmi ayırın, ayırın, alttan çevirin, ayırın, vs. Filmin her yanı kimyasalların yada suya dokunmuş olması gerekiyor.
Filmi kimyasallara yerleştirmek için karanlık oda da ya da fotoğraf torbasında makarasından ya da kartuşundan çıkartın.
Havalandırmalı bir odada çalışıyor olabilirsiniz, ama kimyalardaki dumanların başınızı döndürdüğünü ya da üzerinizde herhangi bir etki bıraktığını hissediyorsanız dışarı gidin. En önemlisi güvenliğiniz.
Eğlenin, güvenliğinize önem verin!
Daha öncede belirttiğim gibi, bu yanlızca benim çalışma şeklim (ki sizde yapıyorsanız sizden de duymak isterim!). Mesela kimyasalları bir sprey şişesine koyup, her karenin ne kadar yıkancağını çok daha kontrol edebilirsiniz, kimyalar arası filmi kısaca bir cep telefonun ışığı ile kısaca üzerinden geçip "solarize" edebilirsiniz, vs, vs, vs,vs!! Bunların hepsi size kalmış! Bundan sonra hem bu eldeki zehirli ve çevreye zararlı kimyasalları kullandıktan sonra nereye atacağımız ve tabii ki çeşitli filmler için çeşitli karışımlara gireceğim. Sizden de duymak isterim!
Belli insanların, belli film projelerinin (ki bazen benimde) kabusu: Rüzgar'da kurumaya asılmış filmler.
Bir iki hafta önce belgesel sinemacı Philip Hoffman'ın düzenlediği "Independent Imaging Retreat" nam-ı diğer "Film Çiftliğine" katılma fırsatım oldu. Kanada'da, Toronto'dan iki saat uzaklıkta bulunan bu yer Hoffman sahib olduğu bir çiftlikten bir şey değil aslında; inekler, keçiler, tavuklar, Hoffman'ın evi ve iki çiftlik ambarı var. Hoffman her sene 10 ile 13 kadar insan'ı buraya elle işlenmiş film yapmak için bir haftalığına ağırlıyor. Ev sahibi dışında 5/6 daha eğitmen'de burda bulunuyor. Elle işlenmiş dediğim şey de kendi çekip, kendin yıkadığın ve, isterseniz, kendi boyadığınız filmler. Tabii ki bu "teknikleri" kendiniz'de azıcık araştırıp kendiniz öğrenebilirsiniz. Film Çiftliğinin önemi size bir hafta boyunca film dışında başka bir şey düşünmeme lüksünü vermesi (leziz yemekler sinema teorisyenleri Scott MacKenzie ve Janine Marchessault tarafından hazırlanıyor) ve bu deneyim'i başkalarıyla paylaşabilmenizi sağlıyor. Bu "başkaları" da oldukça kısa bir süre içersinde aileniz oluyor. Böyle şeylerle ilgilenenler için olağanüstü bir deneyim.
Bu yazıdaki amacım Film Çiftliğinden çok, orada azıcık öğrendiğim bu elle-yıkama tekniklerini sizinle paylaşmak. Gelecek haftalar içersinde çeşit çeşit, hem öğrendiğim, hem de internet'ten bulduğum çeşitli elle yıkama tariflerini kısa kısa - ve umarım ki örneklerle - buraya ekleyeceğim.
Geçen hafta dostum Yannis Yaxas sayesinde müthiş bir gün yaşadım, sizlerle paylaşmadan olmazdı...
Yannis yıllardır çektiği Super-8 ve 16mm filmleri laboratuara göndermeden kendi evinde yıkayıp develope eden bir kardeşimiz. Son birkaç aydır da İstanbul'da yaşarken nasıl becerdiyse aynı kimyasalları burada da edindi, düzeneğini kurdu ve sevdiği/bildiği işi yapmaya devam etti. Çektiği Super-8 filmlerin bir bölümünü ben de gördüm hatta, Beyoğlu'nda dünya tatlısı insan Erdoğan Bidav'ın dükkanında telesine yapmıştık... Yannis İstanbul'un ve İskenderun'un günlük hayatını çok içten ve meraklı/inceleyen bir gözle çekmiş, keşke dedim kurgulasa da izlesek!
Her neyse, Yannis'le bu mevzubahis müthiş günde iş çıkışı buluştuk, akşam güneş battıktan sonra ama hava hala mavimsi bir renkteyken aldım Yannis'in elinde kalan son Super-8 filmi (Ektachrome 100'dü yanlış hatırlamıyorsam), kameraya taktım ve uzun bir süre sadece tek-kare çekerek filmi bitirdim.
Sonra Yannis Abimizin Kola ve Çamlıca şişelerine doldurduğu garip kimyasallarla düzeneği oluşturduk ve üç adımlık bir yıkama deneyi gerçekleştirdik. Deney deme nedenim şu, bilinçli olarak sürelerle oynadık, film şeritlerini birbirine sürttük, zaman tutmak için kullandığımız cep telefonunun ışığını tamamen gizlememiz gerekirken biraz daha rahat davrandık, vs. vs.
Olağanüstü bir histi gerçekten.
Sonra filmi suyla uzun süre yıkadık ve Yannis'in kapı girişine boydan boya astığı ince ipliğin üzerine serdik. Neredeyse bütün filmin üzerinden geçtik beraber, şaşırdık, konuştuk, renklerden bahsettik, filmin renk değiştirişini izledik... Uzun bir bölümü bembeyazdı mesela, bunun tahminen odadaki cep telefonu ışığından dolayı over-exposed olma durumu olduğuna kanaat getirdik. Ama ilginç bir şekilde filmin sadece bir bölümü için geçerliydi bu durum. Ve o bölümde de kaynar su misali garip lekeler vardı filmin üzerinde...
Normalde Yannis'in deyişiyle 4-5 saat beklemek gerekiyormuş, ama saat zaten 11 falan olmuştu, ve ben çektiklerimi görmek için heyecandan çatlamak üzereydim, zaten de 'ne kadar yanlış o kadar iyi' mantığı ile ilerlediğimizden dolayı filmi küçük bir bezle kurutup minik makarasına sardık.
Birkaç dakika sonra projeksiyon makinesi duvara bakar pozisyondaydı. Benim HD kameram da bunu düzgün görebilecek bir yerde amatör bir telesine yapma amacıyla hazır ve nazır...
Makine çalıştı ve film akmaya başladı. Kesinlikle sinema açısından bir değeri olduğunu düşünmüyorum ama Küçük Sinemalar okurlarına özel olarak telesineyi buradan izleyebilirsiniz. Şifre: kucuksinemalar
Sizin de gördüğünüz üzere bir noktada projeksiyon makinesi takıldı, bu sorunu daha sonra ikinci kere izlerken birkaç kere daha yaşadık ve maalesef filmin bir bölümü büküldü bu nedenden... Filmi kesmek ve projektöre tekrar takmak zorunda kaldık (yukardaki videoda arada geçen süreyi kestim, farkedeceksiniz zaten.) Burda yaptığımız hata tahminen filmin kurumasını beklememiş olmamız. Hatta üçüncü takılışında makine bozuldu, anladığımız kadarıyla kayışı koptu zavallı makinenin, bu da deneyselliğin (daha doğrusu aceleci deneyselliğin) de zararları olabileceğini gösterdi bize. Kendisinden özür diledim zaten ama burda tüm internet aleminin önünde bir kez daha özür diliyorum Yannis'ten.
Yaptığım bir diğer hata da şu oldu: Telesine yapmak için kendi kameramın fokusunu, shutter'ını manuel ayarladım. Ama exposure'ı da manuel yapmadığım için arada bir kendi kendine ayar yapıyor alet, bazen ışığın falan patlaması o nedenden. Biraz kötü oldu bazı yerlerde...
Film hala bende, birgün tekrar project etmek ya da belki başka şeylerle kurgulamak isterim. Ama film kurgulamak benim kadar pasaklı bir adam için pek doğru bir yöntem değil sanırım, her tarafını çiziyorum sonra...
Bu arada bu kendi filmini kendin yıkacılık felsefesinin Küçük Sinemalar yazarlarından üstadı Ekrem Serdar'ın da daha fazla filmini ya da deneyimini bizlerle paylaşmasını talep ediyorum. Duyurulur!