2 Aralık 2011 Cuma

SPONECK!! Küçük Sinemalar - Deneysel Sinema Gösterimi


Uzun zaman sonra herkese büyük harfle MERHABA demek istiyoruz!

Yarın (Cumartesi) İstanbul'da bir gösterim düzenliyoruz. Küçük Sinemalar üyelerinin (Can, Ekrem, Eytan, Mustafa, Yoel) son yıllarda yaptığı videolar ve filmlerin yanısıra Ekrem'in yanında getirdiği Scott Puccio'nun I am in ♥ ve Scott Stark'in I Walk with God isimli 16mm filmlerini gösteriyor olacağız.

Tarih: 3 Aralık Cumartesi 2011
Saat: 19:30
Yer: Galata Perform
Adres: Büyük Hendek Cad. No: 21/2 Galata Kuledibi, Beyoğlu (Galata Kulesi'nin hemen orası)

Facebook event sayfamıza buradan ulaşabilirsiniz.

Bu gösterim vesilesiyle bir Facebook sayfası da açtık kendimize.




Bu arada, bu gösterimin ismi neden "Sponeck" derseniz, çünkü Türkiye’deki ilk halka açık film gösterimi 1896 veya 1897 yılında (resimdeki bilgi büyük ihtimalle yanlış) Sponeck Birahanesi’nde yapıldı. Bu gösterimde de Lumiere kardeşlerin filmleri gösterildi. Konu hakkında detaylı bilgileri Nijat Özön’ün Türk Sineması Tarihi 1896-1960 kitabında bulabilirsiniz.

Ayrıca bu kitapta Ercüment Ekrem Talu'nun Sponeck Birahanesi'ndeki ilk gösterim hakkındaki izlenimleri de bulunuyor. Gerçekten çok heyecan verici bazı bölümleri var. Bir örnek:

''Derken ortalık birdenbire karardı. Zifiri karanlık içinde kaldık; korktuk. Elim gayri ihtiyari ağabeyimin elini aradı; buldum ve bir tehlike karşısında imişim gibi sımsıkı kavradım. 

Arkamızdaki sıralardan ıslıklar fışkırıyordu. Karanlığın, vaziyet icabı olduğunu kimse takdir edemediğinden, pencerelere örtülen siyah perdelere itiraz ediyorlardı.

O vakitler İstanbul'da elektrik yoktu. (...)''


Sponeck Birahanesi artık yok ama bizim Küçük Sinemalar olarak hayalimiz o gösterimdeki heyecanı korumaya devam etmek. Hepinizi Cumartesi bekliyoruz.

29 Mart 2011 Salı

Ankara Film Festivali 2011


Ankara-İstanbul hızlı treninden cep telefonuyla yazmaya başladım bu satırları. Ankara Film Festivali dönüşündeyim. Bitirdiğim noktada bilgisayarda editlemiş olucam ama tabi... Tüm bilgiler kafamda diil ve bi de embed etmem gereken çok önemli bir video var.

Herşeyden önce Ankaralı sinemasever tayfasıyla yaptığımız müthiş sohbetleri anmadan son birkaç günden bahsetmem çok ayıp olur diye düşünüyorum. Ama ne konuştuğumuzu yazmıycam, o da bize kalsın, siz de gelseydiniz siz de katılsaydınız... Kıvanç, Serra, Ezgi ve Sinan'a teşekkürler...

Festivalin deneysel bilinci Ege Berensel sayesinde son derece kuvvetli... Daha ilk günümde içinde 2-3 tane gayet iyi videonun olduğu bir Arap Video Sanatı seçkisi izledim mesela. Seçkideki en aklımda kalan ise Basma Alsharif'in We Began By Measuring Distance / Mesafe Ölçmeğe Başladık videosu. Hem mizahı, hem zekası, hem de şiirsel görüntüleriyle gerçekten de güzel bir şiirsel-politik deneysel sinema örneğiydi bence. Daha sonra yorgunluktan çoğunda uyukladığım Matthias Müller gösterimi ve sonra da orada bizzat bulunan Müller'in buluntu film (found footage) üzerine güzel konuşması. Matthias, en büyük idolü olarak Bruce Conner'ı andı, Joseph Cornell'den bahsetti, Stan Brakhage'ın Murder Psalm'ı için 'en sevdiğim 10 filmden biri' dedi ve buluntu film sinemasının günümüzde geldiği aşırı ironik noktadan hiç memnun olmadığını söyleyerek benim kalbimi gerçekten kazanmış oldu. Herhangi bir festival standartında hiç de fena bi başlangıç diildi yani Ankaradaki ilk birkaç saat.

Onun dışında Ankara'da geçirdiğim üç günde bol bol kısa film (yarışmadakilerin hepsini) ve dört belgesel izledim. Belgesellerden sinema adına en çok beğendiğim Erdem Murat Çeliker'in Herkes Uyurken'i. Hem teknik olarak gördüğüm en iyi Türk belgesellerinden, hem de anlattığı karakter/hikayenin karmaşıklığına mesafeli saygısı bana ve salondaki herkese güzel bir 'helal olsun' dedirtti gerçekten.

Kısalar arasında, ve hatta festivalde izlediğim tüm filmler arasında izlediğim en iyi film, belki de açık ara, Eytan İpeker isimli bir adamın nerdeyse korkunç çağrışımlar içeren Nothing / Yok filmi oldu. Festivaldeki arkadaşlardan biriyle de konuşurken dediğim üzere, rakı gibi, viski gibi, belki alışması kolay olmayabilecek, ama alıştığın ve hisettiğin noktada büyük keyifler alabildiğin bir tat. Doku, ritm, vs. kaygılı ve sırtını sinema tarihinden de geriye belki de Bach'a kadar dayayan türden minimalist bişi. Işıkları kapatın, ekranı büyütün ve izleyin:





Bunun dışında da, gördüğüm kısa filmler arasında ikinci en çok beğendiğim, Semih Kaplanoğlu sinemasına bilinçli veya bilinçsiz bir saygı duruşu niteliğini güzelce taşıyan Burak Çevik ve Kutay Denizler'in Beklerken filmi... Ayrıca Beklerken, bu festivalde gördüğüm filmler arasında tek hatırı sayılır eksiltiyi (ingilizcesiyle 'ellipsis') içeren filmdi. Ölüm, hayat, belgesel, kurmaca gibi şeylerin güzel bir karışımı. Tek beni rahatsız eden şey oyunculuğun yapmacıklığı oldu, hatta o yan hikayeye ('oğul niye gelmiyor, aramıyor, sormuyor?') ihtiyaç var mıydı pek bilemedim doğrusu... Olsun, Burak ve Kutay'ı tebrik ediyorum...

Son olarak da kapanış töreninde gösterilen çok yönlü politik duruşların beni inanılmaz derecede umutlandırdığını söylemek istiyorum. Ertesi gün hayatımda ilk defa TBMM'yi gezerken (ki çok keyifliydi, tavsiye ederim) başım daha bir dik, ellerim daha bir cebimde dolaşmamı sağladı...

5 Şubat 2011 Cumartesi

Kucuk Sinemalar'dan !f 2011 Tavsiyeleri



Bu sene 10. yili munasebetiyle !f 2011 programina bir goz gezdirelim derim. Hem arkadasimiz Yoel'in bir filmiyle ve Eytanin da Gurcan Keltek'in filmine editoryal katkisiyla 10. yil ozel seckisi filmi Hepsi Senin Iyiligin Icin derlemesi icinde yer aldiklarini da hatirlatalim. Biletlerin onsatisi yarin basliyor.

kesif'ten 'la quattro volte' kacmaz, hatta tek bir filme gidebileceksiniz sadece bunu gorun derdim.. buradaki hocalarimdan birisi 'Tati's playtime staged in nature' demisti. son zamanlarda izleyebileceginiz en orjinal ve eglenceli filmlerden.. diger filmlerden Pal Adrienn (birkac yil once Fresh Air'la kalbimi calmisti bu kadin; belki biraz taraf tutuyor olabilirim ama cok iyi bir film!), 'R' ('un prophet'in biraz dogma/belgeselimsi versiyonu diyebilirim.) Kan Kokusu (cok orjinal bir korku filmi olacakmis gibi basliyor, sosyal gercekcilik ve korkuyu bir yere kadar cok iyi karistiriyor. son act'ini biraz yavan ve gereksiz bulsam da, takdir ettigim bir film olmustu.) 'notre jour viendra' da bildiginiz gibi video klipleriyle baya bir olay yaratan Romain Gavrais'in (kendisi de kapanis partisine de geliyormus!) ilk uzun metrajli filmi; ben denk gelemedim henuz ama twitch gibi sitelerin bu seneki kesifleri arasinda gosterdigi bir filmdi. Atlikarinca'yi da bilmiyorum. Ensesti islemesi dolayisiyla ilginc olabilir gibime geldi ama. (Fatih Ozguven Acik Radyo'daki bir soylesinde soyle buyurmus: "işin ensest kısmı ile ilgilenmedim ben/bu da çarpıcı ve önemsenmesi gereken bir konu ama ben bu filmde diğer filmlerdeki erkek yönetmenlerinin erkek bakışının yerine kadın bir yönetmenin gözünden aile babası erkek'in derin bir tahlil ile çizilmiş olmasını beğendim")

hit filmler bolumundeki filmler haklarinda daha cok sey duydugunuz filmlerdir diye cok fazla uzerinde durma geregi duymuyorum. Ama burada kacmaz filmlerden en basta gelen Arjantin filmi
Carancho olmali diye dusunuyorum. (gecen sene Arjantinli elestirmenler, 2010'un en iyi filmi sectiler.. cidden Pablo Trapero'yu tekrar formunun zirvesinde gormek guzel. Kendisi de kes!f jurisi icin istanbul'da olacak.. Bir de Romen filmi "Marti, Dupa Cracuin", kadrajlari cok enteresan sekilde kullanan bir film. ben bu sene denk geldigim butun Romen yeni dalgasi filmlerine bayildim bu arada :) Keske gecen senenin en deneysel pek muhtesem Cavusesku belgeselini alsalardi! Bu arada festivalin takipcilerinin mutlaka ama mutlaka bakmasi gereken bir diger is, her filmiyle yeni bir seyler deneyen, belki de bicim uzerine jenerasyonu arasinda en cok kafa yoran adamlardan birisi olan Benedek Fliegauf'un Womb'u olmali. Dagitimcisinin olmamasi, ve muziklerin Max Richter tarafindan yapilmis olmasi ayri bir tercih sebebi olabilir!

Fantastik filmlerden Skeletons acayip orjinal. Baska bir yerde de dedigim gibi Celine and Julie Go Boating'le Charlie Kaufman senaryolari arasinda bir yerde.. Belki onlar kadar orjinal! Gene bu bolumden, Rubber da acayip eglenceli, ve yaratici hafiften de campy bir sey. Bir de Hayatta Kalmak cek surrealist yonetmen Svankmajer'in gorup gorebilecegimiz son filmi olabilir, seviyorsaniz kacirmayin. (Svankmajer de !f'in favori yonetmenlerindendir, bildigim kadariyla bu gosterilen 3. filmi..)

Ne Kadar Kurgu O Kadar Gercek bolumundeki filmler !f 2011'de gorebileceginiz en orjinal filmler olacak gibime geliyor. Her biri tek tek acayip yenilikci, ve tuhaf: konularina etnograik bir yaklasimlari oldugu soylenebilir. Ozellikle Hepiniz Kaptansiniz'i ve Summer of Goliath'i (bu seneki venedik'te en deneysel filmlerin gosterildigi orizzonti bolumunun en iyi filmi secildi. ) kucuk sinemacilarin kacirmamasi gerekiyor.. marwencol, ah evet, cok fazla bir sey soylemiyorum. cok kolay istismar edilebilecek bir konuyu cok hassas bir bicimde ele almis olmasi bile takdire sayan. akildan cikmayacak, inanilmaz orjinal bir hikayesi var.. benim bu seneki iki favori belgeselimden birisi.

Y-eni Kusak bolumunden Oksijen'i izledim bir tek. birkac yil once festivallerde kult olan Belcika filmi Ben X'in daha az konusunu istismar edeni diyebilirim. Fleurs du Mal ve Confessions'in da baya enteresan olduklarini duymustum.

Gokkusagi'ndan Dzi Croquettes'i cok sevmistim. Kor Bicak (108) da ilgilendigi konu itibariyle hic fena degildi. LA Zombie acayip ucmus durumda. En son Melbourne'de filmin gosterimini yapan underground festivalin yoneticisini hapse attiriyordu nerdeyse. Sirf controversy icin bile degebilir :)

Tabi
geceyarisindan Amer var! Dunya promiyerini burada yapmisti gecen sene. Asiri bayilmamistim ama bakis acisiyla cok orjinal bir sekilde oynayan bir film. Neredeyse diyalog yok! Kesinlikle yenilikci! keske yonetmenlerin bu filmi onceleyen kisalarini da koysalarmis. Steven Severin'in canli performansiyla izlemistim ben burada..

Sesli Yasam bolumunden We Don't Care About Music Anyways, muzigin olusturulma 'surec'i uzerine hayli ilginc bir film. Muzik turune ilginiz olmasa dahi cok ilginc bulunabilecek cok kendine has bir film.

Bonus'dan Four Lions hayli iyi basliyor, ama isledigi konunun ciddiyetinde boguluyor gibi bir yerden sonra. Gene buradan bir onceki post'da Yoel'in de bahsettigi Sineklik tavsiye edilebilecek filmlerden. Bu film icin Charlie Chaplin'in kizi Geraldine simdiye kadar okudugu en iyi 3 senaryodan birisi oldugunu soylemis. Ben asiri bayilmamistim ama filmin cok eglenceli anlarinin oldugunu itiraf etmeliyim

Sundance'den gelen filmlerden henuz gormediyseniz ilginc bir belgesel/fiction hybrid olan Last Train Home'la (gecen sene kes!f odulunu alan Agrarian Utopia'yi andiriyor), ve bir nevi 'found footage' olarak adlandirilabilecek Black Power Mixtape epey iyi isler.

4 Şubat 2011 Cuma

!f 2011 tavsiyelerim



Selamlar, uzun zaman oldu görüşmeyeli.

!f 2011 hakkında aslında tavsiye yazmak bizim haddimize değil, filmlerin büyük bir oranını seyretmiş olan Küçük Sinemalar yazarı Mustafa kardeşim tavsiyelerini !f'in sitesinde yazmış. Herşeyden önce sizi oraya yönlendirmek istiyorum, linkiniz budur! Onun tavsiye ettiği filmlerin hepsini görmeyi kendime hedef edindim, bir tanesi dışında da o filmlere bu yazıda bilerek yer vermedim.


!f'in sitesinde fragmanların çoğunu bulabilirsiniz. Değişik nedenlerle merak ettiğim tüm filmlerin listesi budur.

Benim görmek için en sabırsızlandığım film Le Quattro Volte.

Notre Jour Viendra, aslında pek de umrumda olmayan yönetmen Costa Gavras'ın oğlu Romain Gavras'ın ilk uzun metrajı. Kendisini bir süredir çektiği klipler sayesinde takip ediyorum, bayaa da enteresan işler peşinde oldu şimdiye kadar (bkz. Vimeo sayfası). Romain'in Fransa'da yasaklanan bu klibi hakkında ilahlarımdan Chris Marker bir yazı yazmış, 'Kimsenin görmek istemediğini göstermek, şiirin işlevlerinden biridir' diyerek savunmuştu. Fransızcanız varsa yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

Diğerlerinden ise, olağanüstü komik bir fragmanı olan La Mosquitera, güzel bir ruhu var gibi görünen Noel'den Sonraki Salı, mizahla dramı güzel harmanlayacak gibi duran Pál Adrienn, !f'in sitesinde fragmanı bulunmayan ama buradan bir kısa filminin bir bölümünü izlediğim Taha Karimi'nin Kandil Dağları ve dünya tatlısı insan Bruce LaBruce'un yurtdışında bazı yerlerde bile yasaklanmaktan zor dönen politik zombi filmi L.A. Zombie...


Kısalardan konu açılınca ise ben mümkün olduğunca hepsini görmeye çalışıcam. Aralarında değerli yönetmenler keşfedeceğimi umut ediyorum. En merak ettiğim ise Cem Öztüfekçi'nin ülkemizi Ocak ayında Angers'de temsil eden Nolya'sı.


Son olarak da, bu tarz şeyleri yazmayı pek sevmem ama... Hepsi Senin İyiliğin İçin seçkisinde benim de saldım çayıra... isimli bir kısa videom gösteriliyor. Bu vesileyle videomun müziğini yapan Lari Dilmen'e ve cep telefonuyla çektiği görüntülerle videoya müthiş bir katkı yapan dostum Okan Aydın'a buradan da teşekkür ediyorum. Bu seçkideki film/videoların neredeyse hepsini gördüm, aralarında birçok deneysel iş de var. Bayaa bir içinde olduğum için objektiflik iddiasında bulunamayacağım (hiçbir zaman bulunmuyorum gerçi) ama gerçekten tavsiye ederim. Süreci !f'in tanıtım yazısı güzel özetliyor.

Aynı gösterimde filmleri gösterilecek diğer yönetmenler: Ali Taptık, Deniz Buga, Emre Akay, Extramücadele & Serkan Tunç, Fatih Kızılgök, Gürcan Keltek, Selda Asal, Zeyno Pekünlü

Gürcan Keltek'in filminin kurgusu da yine bir Küçük Sinemalar yazarı Eytan İpeker'den...


Biletler yarın satışa çıkacak. Herkese iyi seyirler dilerim!

18 Ocak 2011 Salı

Küçük Sinemalar! - Hallwalls, 16 Ocak, 2011


"Küçük Sinemalar!", Buffalo, NY'daki Hallwalls Contemporary Art Center'da gerçekleşen, Türkiye'den çıkan bir deneysel sinema gosterimi idi. Altta eklediğim albümde programın çoğunluğunu oluşturan videoların hepsini izleyebilirsiniz. Programda ayrıyetten üç tane 16mm'lik film de gosterildi: Filmmakers' Cooperative kataloğundan bulduğum, Cengiz Yetken'in Of Eh (1968) isimli filmi ile benim Ayastefanos'daki Rus Abidesinin Yıkılışı serisinden iki film. Videoları yapanlar ise bu siteden tanıyabileceğiniz isimler: Can Eskinazi, Eytan Ipeker, Yoel Meranda ve Mustafa Uzuner. Programın tamamını altta ekledim.

Daha fazla bilgi için: http://hallwalls.org/media-arts/4934.html

---

Of Eh / Cengiz Yetken / 12 min /
16mm / silent / 1968


electric lights near buyukada / Yoel Meranda /
2.29 min / digital / silent / 2010


Neyse Halin... / Mustafa Uzuner / 5.43 min / digital / sound / 2007

Legend of Nile / Eytan Ipeker / 7.22 min / digital / silent / 2008

straitscaping / Yoel Meranda / 0.29 min /
digital / silent / 2010


océanéant / Yoel Meranda / 2.25 min /
digital / silent / 2009


Material Ghost / Mustafa Uzuner / 2.31
min / digital / silent / 2010


22/11/10 / Mustafa Uzuner / 2.52
min / digital / sound / 2010


moonalpabet / Yoel Meranda / 1.45 min /
digital / silent / 2010


Republic Day (Prologue) / Can Eskinazi /
2.02 min / digital / sound / 2010


Republic Day / Can Eskinazi / 4.35 min /
digital / sound / 2010


The Eternal Wink / Eytan Ipeker / 1.50 min / digital / silent / 2009

The Destruction of the
Russian Monument at San Stefano: A Prelude
/ Ekrem Serdar / 13 min / 16mm / sound / 2010

The Destruction of the
Russian Monument at San Stefano: No
/ Ekrem Serdar /
6 min / 16mm / silent / 2010

---
Biografiler:

Can Eskinazi graduated from Bard College. His writings and reviews have appeared in Altyazi Magazine, and his film The Phantom Behind screened in Anthology Film Archives. He lives in Istanbul.

Eytan Ipeker was born in 1981 in Istanbul and graduated from New York University’s Film & TV Production Program. His experimental and narrative shorts were screened at numerous international festivals around the world, including the Abstracta Film Festival in Italy and the Toronto Film Festival. In 2010, he won the best experimental video award at 30th IFSAK National Short Film and Documentary Festival. He is currently working on a documentary project on the acclaimed Turkish pianist Idil Biret.

Yoel Meranda studied at Northwestern University, then moved to New York to work at The Film-Makers' Cooperative. Since 2006, he lives in Istanbul, working in film distribution and production. An essay he wrote on Douglas Sirk's "Imitation of Life" and an interview he did with François Ozon were published by the Radikal newspaper in Turkey. Yoel's experimental videos have been screened in New York, Chicago, Rome, Lucca, Thessaloniki and Istanbul. Four videos of his were screened at the City to City section of the 2010 Toronto International Film Festival. His website is waysofseeing.org.

Ekrem Serdar is from Ankara and lived in Buffalo for nine years and loved it. He mostly shows his work at Rustbelt Books in Buffalo and has also shown at the 2nd Electric City Spectacular, the !f Istanbul Film Festival and in the Pera Museum in Istanbul. He currently lives in Austin.

Mustafa Uzuner was born 1981 in Amasya. He studied Electronics Engineering in Istanbul and received a master’s degree from the Mel Hoppenheim School of Cinema at Concordia University. He currently lives and works in Montreal.

2 Aralık 2010 Perşembe

!Geceyarısı Filmleri!: Trash Humpers Gosterimi (03/12/2010)



Serdar Kokceoglu, kendisinin kurgulayip yaklasik 2 senedir duzenledigi !Geceyarisi Filmleri! konseptine bir sey onerip oneremeyecegimi sormustu. Konu donup dolasip VHS'ye gelince, dedim neden "Trash Humpers"i (Copcinseller olarak mukemmel bir Turkce cevirisi vardir Istanbul Film Festivali sagolsun) gostermiyoruz? Gecenin adi "VHS 'nin Donusu" oldu, ben de uzaktan kuratorluk yapmis oluyorum.. Umuyorum ki ilginc bir gosterim olacak. Onunla ilgili burayi da bilgilendireyim dedim. (VHS'yi yollayali 1 hafta oldu olmasina ama tahmin ediyorum ki gosterime yetisecek.) Gosterim bilgileri, ve karaladigim ufak metin asagidadir. VHS'yle ilgili bircok suprizin daha olacagini soylememe gerek yok tabi ki!


Yer: KargART / Kadıköy
Kadife Sok. No: 16
Istanbul, Turkey

!Geceyarısı Filmleri!
Karanlıktan korkar mısınız?
Hazırlayan: KargART & Serdar Kökçeoğlu

'VHS'nin Dönüşü''
Konuk seçici: Mustafa Uzuner
Film: Trash Humpers (Çöpcinseller)
Oyuncular: Harmony Korine, Rachel Korine, Brian Kotzur, Travis Nicholson
Yönetmen: Harmony Korine
Tarih ve süre: 2009, 78 dk.


Harmony Korine’in (Gummo, Julien Donkey-Boy, Mister Lonely) donus filmi addedilen Trash Humpers birbirinden grotesk ve tuhaf karakterleriyle herseyden once VHS estetigini, dehseti ve igrencligi yuceltiyor. Bu karakterler (Korine'in -kendisinin- de kamerali adam olarak dahil oldugu), filmin isminden de anlasilabilecegi uzere coplerle cinsel munasabette bulunma konusunda hayli israrcilar; diger yandan oyuncaklara eziyet edip, arada ufak ceperli cinayetler isleyip, histerik kahkahalariyla dans etmekten de kendilerini alikoyamiyorlar. Bulunduklari dunyayi rahatsiz etmek, amacsizca yoketmek ve kelimelerin anlamlari tukene kadar tekrar etmek gibi bir sey olabilir asil dertleri, ama bu onlarin hic umrunda degil aslinda: tanimlamanin hapsediciligi onlari Paul McCarthy performanslariyla sulandirilmamis Jackass arasinda bir yere koyardi, arada erken donem Todd Browning’in, Diane Arbus’in adlarini gezindikleri kulturel cografyaya dusurmeyi ihmal etmezdi tabii ki. Ama bu karakterleri ve yaratmaya calistiklari kaosu tuhaf kilan bir cesit siirsellik oldugu da soylenebilir; dunyanin kiyisinda yasayan, onlarin kendi durumlariyla iliski kurmamazi umursamayan bir kendilikleri mevcut ve bu da galiba filme bircok sifatin yaninda ‘tuhaf’ diyebilmemizi kolaylastirmak icin mevcutmus gibi.. Mirildanislari arasinda gezinirken duydugumuz nakaratlarin arasinda "dunyanin insanlarin kafasi olmadan daha iyi bir yer olabilecegi" dusuncesi yaratmaya calistiklari anarsik/dadaci mizahin bir uzantisi olarak gorulebilir, ama her halukarda icra edilen ‘performans’ bizi vodvilin ve burleskin sinirlarinda bir yolculuga davet ediyor orasi kesin. Belki de soru soyle sorulmali: kotulugu selamlayabilecek, sanati copluklestiren bir estetik kurmak -hala- mumkun mudur? Sanatin herseye donusebildigi gunumuzde, gercekten kelimenin butun tarihsel agirligi ve cagrisimlariyla provakosyondan bahsedilebilir mi? Bilincli olarak VHS formatinda cekilip copte bulunmus izlenemi veren Korine’in rehabilitasyon sonrasi memleketi Nashville’de cektigi bu ilk filmi VHS’den izlemek isteyenler icin..


The Believer: Trash Humpers’la ilgili soyle bir alinti var ve diyor ki “’insan irki’ hakkinda sizi kotu hissettiren turde bir sey”,

Harmony Korine: Hayir, onu ben soylemedim. Beni de sasirtan gazetecilerden birisinin yazdigi bir seydi. Bence copcinseller kotulugu kutluyor. Igrencligi asiyor. Korkuyu bir sanat bicimine donusturuyorlar. Inanilmaz igrenc seyler yapiyorlar, ama oylesine umursamaz bicimde ve hevesle yapiyorlar. Iclerinde bir cesit siir var o karakterlerin. Bence normal insanlardan daha cok umursuyorlar, ama gosterme bicimleri sadece daha karmasik. Ben onlarin hayati onayladiklarini dusunuyorum. Ne demek istedigimi biliyor musun? Yok etmede de bir cesit guzellik mevcut. Bir sey yandiginda cok guzel gozukur. Bazen [zaten boktan olan] bir seyi patlatmak acayip heyecan verici olabilir. (The Believer, Mart-Nisan 2010)

24 Kasım 2010 Çarşamba

Bu Cuma - Marie Losier ve Peter Hristoff!

Pera Müzesi bu cuma günü oldukça ilginç bir gösterime ev sahipliği yapacak. Görmemiş olanlar için aşağıya ekliyorum. Hem Marie Losier ve de Peter Hristoff'un orada olacağını düşünürsek, gidip görmemek olmaz!

Pera Film
That’s Life! Hayat Bu! C’est La Vie!
Kısa Videolar / Short Videos

26 – 28 Kasım tarihleri arasında gösterilecek Hayat Bu programında Marie Losier ve Peter Hristoff’un hazırladığı 12 kısa video yer alıyor. Programda Losier ve Hristoff’un kısa film ve videoları dışında farklı sanatçıların da yapıtları yer alıyor. 26 Kasım Cuma akşamı saat 18:30’da Marie Losier ve Peter Hristoff ile program üzerine bir söyleşi gerçekleşecek.



26 – 28 Kasım / November 2010

Program Küratörleri
Program Curators

Marie Losier
Marie Losier sanatçılar Mike ve George Kuchar, Guy Maddin, Richard Foreman ve Tony Conrad’ın uluslararası kabul gören film portrelerini yarattı. Filmleri düzenli olarak Tate Modern, Whitney Museum, PS1, MOMA, Tribeca Film Festivali, Uluslararası Berlin ve Rotterdam Film Festivalleri ve Cinematheque Francaise’in de aralarında bulunduğu prestijli film festivalleri ve müzelerde gösteriliyor ve 2006 Whitney Bienali’nin parçasıydı. Uzun metraj belgeseli “The Ballad of Genesis and Lady Jaye”in tamamlanmamış bir versiyonu 2009’da Centre George Pompidou’da gösterildi. 2009’da IFP Market’in parçasıydı. Marie 2000’den beri Alliance Française’in New York’taki kuratörü.

Marie Losier has created internationally acclaimed film portraits of artists Mike and George Kuchar, Guy Maddin, Richard Foreman, and Tony Conrad. Her films are regularly shown at prestigious film festivals and museums, in-cluding The Tate Modern, The Whitney Museum, PS1, MOMA, Tribeca Film Festival, The International Berlin and Rotterdam Film Festivals and The Cinematheque Francaise, and she was included in the 2006 Whitney Biennial. A work-in-progress version of her documentary feature, “The Ballad of Genesis and Lady Jaye,” was presented in 2009 at The Centre George Pompidou. She was part of the IFP Market in September 2009. Marie is the film curator for the Alliance Francaise in New York since 2000.

Peter Hristoff
Peter Hristoff 1958’de İstanbul, Türkiye’de dünyaya geldi; ailesi 1963’te New York’a göç etti. Hristoff lisans eğitimini School of Visual Arts of New York’ta (1981) ve MFA’ini Hunter College, City University of New York’ta (1983) tamamladı. Resim için Joan Mitchell bursunu, çizim için The New York Foundation for the Arts bursunu ve Moon and Stars Project bursunu aldı.Hristoff 1981’den beri sergiler düzenliyor ve bugüne kadar 22 solo sergi ve 65 adet grup sergisi gerçekleştirdi. Son projeleri arasında Meandros Festivali, Residency Unlimited ile bir film işbirliği ve New York Flux Factory’de bir enstalasyon yer alıyor. Mezun olduğu okul olan School of Visual Arts’ta resim ve çizim profesörü. Hristoff İstanbul’daki C.A.M. Galerisi tarafından temsil ediliyor.

Peter Hristoff was born 1958 in Istanbul Turkey; his family immigrated to New York in 1963. Hristoff received his BFA from the School of Visual Arts of New York (1981) and his MFA from Hunter College, City University of New York (1983). He is the recipient of the Joan Mitchell Award in Painting, The New York Foundation for the Arts Award in Drawing and the Moon and Stars Project Grant. Hristoff has been exhibiting since 1981 and has had 22 solo and 65 group exhibitions to date. Recent projects include The Meandros Festival, a film collaboration with Residency Unlimited and an installation at the Flux Factory, New York. He is a professor of painting and drawing at his Alma Mater, the School of Visual Arts. Hristoff is represented by C.A.M. Gallery in Istanbul.

Programda yer alan kısa videolar / Short videos in the program

El Emeği / Manuelle Labor, 2007, 10’
Dokunuşa Yeniden Dokunuş / The Touch Retouched, 2002, 5’
Ontolojik Kovboy / The Ontological Cowboy, 2005, 15’
Tony Conrad: Rüya Minimalisti / Tony Conrad: DreaMinimalist, 2008, 26’
Papal Kırık Dans / Papal Broken-Dance
Gondolu Tokatla! / Slap the Gondola!, 2010, 15’
Cet Air La, 2010, 3’
Les Italiens, un debut, 2009, 7’
Çıngıraklar ve Kirazlar / Rattles and Cherries, 2006, 4’
Mor Çimento / Puce Cement, 2009, 6’
Bunu Yaparken Bana Bak / Look At Me When You Do That, 2010, 10’
Peter’ın Renkleri / The Colors of Peter, 2007, 5’

Toplam program süresi / Total Running Time: 111’

Gösterim Programı / Screening Schedule

26 Cuma / Friday

16:00 Hayat Bu / C’est La Vie! / That’s Life

18:30 Marie Losier ve Peter Hristoff Söyleşisi
Marie Losier and Peter Hristoff in Conversation

20:00 Hayat Bu / C’est La Vie! / That’s Life

27 Cumartesi / Saturday
14:00 Hayat Bu / C’est La Vie! / That’s Life

28 Pazar / Sunday
15:00 Hayat Bu / C’est La Vie! / That’s Life